Bu ne demek?
Aft, ağız mukozasının üst tabakasının sınırlı bir alanda kaybolmasıyla oluşur. Ortası sarımsı gri, çevresi belirgin kırmızı bir halka biçimindedir ve boyutuna göre beklenenden çok daha fazla acıtır. Yerleştiği yer bellidir: dudak içi, yanak içi, dil altı, ağız tabanı ve yumuşak damak gibi hareket eden, kemiğe yapışık olmayan mukoza. Çoğu aft yedi ila on dört gün içinde iz bırakmadan kapanır.
Bu başlığı benzerlerinden ayıran ayrıntı, tek bir yara değil döngünün kendisidir. Eskisi kapanmadan başka bir noktada yenisinin belirmesi ya da her ay aynı dönemde yeniden çıkması, aranacak şeyin yaranın üstü değil altındaki zemin olduğunu gösterir. Hep aynı noktada duran ve iki haftayı geçtiği hâlde küçülmeyen bir yara ise farklı bir sorudur; o artık tekrarlayan aft değil, geçmeyen yara başlığına girer. Uçuktan ayıran nokta da açıktır: aftın kabarcık evresi yoktur, kabuk bağlamaz ve dudağın dış kenarına yerleşmez.
Tekrarın arkasında birden fazla etken bir arada bulunabilir. Demir, B12 ve folat düzeylerinin düşüklüğü, sindirim sistemini ilgilendiren bazı hastalıklar, hormonal döngü, bazı kişilerde diş macunundaki köpürtücü maddeler ve stresli dönemler sayılabilir. Hep aynı bölgede tekrarlıyorsa keskin bir diş kenarı, taşkın bir dolgu ya da protez kenarının o noktayı sürekli zedelemesi de düşünülür. Ağızdaki yaralara cinsel bölgede yara, göz kızarıklığı ya da eklem yakınmaları eşlik ediyorsa tablo tek başına ağız hastalığı olarak değerlendirilmez.
Aftın tek bir nedeni yoktur; tekrarlayan aftta asıl aranan şey, döngüyü sürdüren zemindir. Aşağıdaki başlıklar sık aft çıkaran kişilerde en çok karşılaşılan nedenleri ve aftla karışabilen tabloları toplar.
Olası nedenler
Evde ne yapılabilir?
- Aftın çıktığı yeri ve tarihi not edin. Hep aynı noktada tekrarlıyorsa keskin bir diş kenarı, taşkın bir dolgu ya da protez kenarı sürtünüyor olabilir ve bu muayenede kolayca görülür.
- Yara açıkken asitli, tuzlu, sert kabuklu ve çok baharatlı yiyecekleri azaltın; bunlar iyileşmeyi hızlandırmaz ama ağrıyı belirgin biçimde artırır.
- Aftın üzerine aspirin, limon, karbonat ya da yakıcı ev karışımları koymayın; bunlar mukozayı yakarak yarayı büyütebilir ve iyileşmeyi geciktirebilir.
- Elinizde kalan antibiyotikleri aft için kullanmayın; aft bakteri enfeksiyonu değildir ve hekim önerisi olmadan başlanan ilaç ağız florasını bozabilir.
- Bir yara iki haftayı geçtiği hâlde küçülmüyor, kenarları sertleşiyor ya da kabarıyorsa.
- Aftlar ağzın büyük bölümünü kaplamış ve sıvı alamayacak kadar ağrı veriyorsa.
- Ağızdaki yaralara cinsel bölgede yara, göz kızarıklığı ya da eklem ağrısı eşlik ediyorsa.
- Aynı dönemde ateş, belirgin halsizlik ya da istemsiz kilo kaybı başladıysa.
- Aftlar son aylarda gözle görülür biçimde sıklaştı ve iyileşme süresi uzadıysa.
Sık sorulan sorular
- Aft ile uçuk aynı şey mi?
- Hayır, ikisi farklı süreçlerdir. Uçuk küçük kabarcıklarla başlar, kabuk bağlar ve çoğunlukla dudağın dış kenarına yerleşir. Aftın kabarcık evresi yoktur, kabuk bağlamaz ve ağız içinde hareket eden mukozada görülür. Tedavi yaklaşımları da bu nedenle birbirinden ayrılır.
- Aft bulaşıcı mıdır?
- Aft bulaşıcı kabul edilmez; öpüşmeyle, aynı bardaktan içmekle ya da çatal paylaşmakla geçtiğine dair bir beklenti yoktur. Aynı ailede birden çok kişide sık aft görülmesi bulaşmadan çok ortak beslenme alışkanlıklarıyla ve yatkınlıkla açıklanır.
- Vitamin eksikliği gerçekten aft yapar mı?
- Demir, B12 ve folat düşüklüğü sık aft çıkaran kişilerde araştırılan başlıklardandır ve bir bölümünde eksiklik bulunur. Ancak hangi tetkikin isteneceğine ve eksiklik varsa nasıl karşılanacağına hekim karar verir. Kendi başınıza takviyeye başlamak hem gerçek nedeni gizleyebilir hem gereksiz olabilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel muayenenin yerini tutmaz. Belirtiler birden fazla hastalıkta ortak olabilir; teşhis yalnızca klinik muayene ile konur.
